Kudüs 'Sancak'tır
Mustafa İSLAMOĞLU
Her Müslüman'ın gönlünde bir Kudüs hasreti yatar. Gönlünde Kudüs hasreti
yatmayan bir Müslüman'ın yüreği işgale uğramış demektir.
Kudüs Müslümanlar için sancaktır. Kudüs düşerse Müslümanların sancağı düşer.
Tersi de geçerli: Kudüs'ü kaldıran, Müslümanların onurunu kaldırmıştır. Kim
olursa olsun, o büyük ailemizin doğal lideridir
Müslümanların yeryüzünde egemen güç olup olmadığının en belirgin
göstergesidir Kudüs. Kudüs'e bakın, eğer esirse, bilin ki Müslümanlar o
günün dünyasında esirdirler. Eğer Kudüs özgürse, o zaman Müslümanların da
özgür olduğuna karar verebilirsiniz.
İslam, en geniş manada Allah'ın kâinatı yönettiği sistemin adıdır. Bir başka
ifadeyle, İslam insanlığın değişmez değerlerinin öbür adıdır. Tüm
peygamberler İslam'ın peygamberidir. Bu anlamda Kudüs dört dörtlük bir
“İslam şehri”dir. Hz. İbrahim'in, Hz. İshak'ın, Hz. Yakub'un ve daha birçok
İslam peygamberinin ayak izini taşıyan mübarek Filistin coğrafyasının atan
kalbidir Kudüs.
İslam'ın peygamberleri olan Hz. Davud ve Hz. Süleyman şehre damgasını vurdu.
Tarih boyunca Firavunlar, Nemrutlar ve onların izini sürdüren zalim ve
tağutların anıt yapıları, Allah'a karşı küstahça böbürlenmelerini ele verir.
Tağutlar anıt yapılarını en yüksek tepelere yaparlar. Tağutların mütehakkim
edaları yapılarına yansır.
Tevhid ve adalet ehli peygamberlerin yapılarıyla, tağutların yapıları
arasındaki fark zihniyet farkıdır. Hz. İbrahim'in Kâbe'sinin vadinin en
dibinde, çukur bir yerde olması boşuna değildir. Kâbe mimarisinin verdiği
mesaj, insanın Allah'a şükürden bile aciz olduğunun mesajıdır. Kudüs'ün
kalbi olan Mabed'in verdiği mesaj da aynıdır. İki “melik peygamber” eliyle
yapıldığı halde “Ben insan eseriyim” diye haykırır. İkisi de kulları kula
kul etmek için değil, kulları Allah'a kulluğa çağırmak için yapılmışlardır.
Kudüs sancağı tarihte iki kez düşer. Birinci düşüş Kadim Haçlı Seferleri
sırasında vuku bulur. 1099-1187 arasında bu esaret 88 yıl sürer. Hicretin
17. yılında Kudüs'ün anahtarları, Patrik Sophronios (Soferonius) tarafından
Hz. Ömer'e teslim edilirken bir devir-teslim belgesi hazırlanır. Hz. Ömer'in
hilafet mührüyle tasdik ettiği bu belgede komutan sahabilerden Halid b.
Velid, Amr b. As, Ebu Ubeyde b. El-Cerrah'ın imzaları da şahit olarak yer
alır. Bu belgede yazılı şartların başında şehrin oralı olmayan Yahudilerin
yerleşimine açılmama şartı da vardır.
Kudüs sancağının düştüğü dönem, büyük ailemizin tarihinde tam anlamıyla bir
“fetret dönemi”dir. Haçlı seferleri fetret döneminin sebebi değil, sonucu
idi. Müslümanlar fetrete girdiği için Haçlılar savaş açabildi, Haçlılar
savaş açtığı için Müslümanlar fetret dönemine girmedi. Müslümanların fetret
dönemine girmelerinin sebeplerinin başında taklit, tefrika ve taassup gelir.
Büyük İslam komutanı Selahaddin Eyyubi eliyle Kudüs'ün yeniden fethi,
Müslümanların fetretine son vermiştir. Eminim ki, Kudüs'ün yeniden fethi
İstanbul'un fethinin habercisi olmuştur. Kudüs fethedilmeden İstanbul
fethedilemezdi. Kudüs ile İstanbul arasında dün de kader bağı vardı, bugün
de. Onun için Kudüs esir düşerse İstanbul kan ağlar. Bunu görmek için
İstanbul'un yüzüne değil yüreğine bakmak şart.
40 yıl önce gerçekleşen Kudüs'ün ikinci düşüşü, Yeni-Haçlılar tarafından
İslam coğrafyasının bağrına saplanan İsrail hançeri eliyle gerçekleşir. Yeni
Haçlı Seferlerini eskilerinden ayıran tek fark, yenisinde İslam'a karşı
savaşta Yahudilere de rol verilmiş olmasıdır.
Evet, Kudüs sancağının ikinci düşüşü kesinlikle Yeni Haçlı Seferidir ve
Müslümanların da “ikinci fetret dönemi”dir. İngiliz ordusu, gönüllü Yahudi
taburlarının da eşlik ettiği birliklerle Kudüs'e girdiğinde (1917), çanlar
sadece 1. Cihan harbinde Alman-Osmanlı cephesine karşı ittifak eden
ülkelerin başkentlerinde çalmakla kalmamış, Haçlı dayanışmasının göstergesi
olarak, Osmanlı müttefiki Viyana'da da çalmıştı.
İsterseniz bu resme, İngiliz General Alenby'nin şu küstahlığını da
ekleyebilirsiniz: İngiliz işgal ordusu Şam'a girer. General ilk olarak
Selahaddin'in mezarına varır. General bir yandan mezarı tekmelerken, bir
yandan da şöyle söylemektedir:
“İşte döndük ey Selahaddin!”
Bunu diyebilmek için, tam 8 asır Kudüs rüyası görmüş olmaları gerekir.
Şimdi kalkıp Alenby'nin yerli taşeronları, hepi topu bir insan ömrü kadarcık
varlıklarıyla rüyalarımıza ipotek koyacaklar, öyle mi? Ve bize bu uzun süren
fetreti, başımıza konmuş “devlet kuşu” diye yutturacaklar? “Aman
kıpırdamayın, sonra kuş uçar!” numarası çekecekler?
Hadi canım sen de!..
Kudüs sevdası, Kur'an durdukça sürecektir.
www.mustafaislamoglu.com
www.kudüsyolu.com
_________________________________________________________________
Live Earth'ü MSN aracılığıyla izleme şansına sahipsiniz.
http://liveearthsos.msn.com/Hub.aspx?mkt=tr-tr