[image:
blank?ui=2&view=att&th=126adcebac3f4d61&attid=0.1&disp=attd&realattid=ii_12 6adcebac3f4d61&zw]
*
*
*
*
*
*
*Bazılarına namaz kılmaları tavsiye edildiğinde "Sen namazı boş ver, benim
kalbime bak!" gibi bir savunmayla karşılaşıyoruz. Bu söylenilen ne derece
doğrudur?** **
*
* *
*"BENİM KALBİM TEMİZ", "Sen benim kalbime bak", "İçin temiz olsun yeter"
gibi sözlere sığınan bazı insanlar, ibadeti, namazı, tesbihi, zikri pek
önemsemez, "olmasa da olur" gibi bir yaklaşım sergilerler.**
** **
**Oysa kalbin sahibi Allah'tır.**
**
**Kalbi kim yaratmışsa, onun temizlik hükmünü de ancak O verir. Bunun için
bir insanın kendini "temize çıkarması" yetmez. Üstelik temize çıkarmakla da
temize çıkmış olmaz; gerçekte temiz olmalı.**
** **
**Bu düşünceye sahip olan kişileri Kur'an anlatırken der ki:**
**
*
*"**Görmüyor musun, kendisini temize çıkaranları? Oysa Allah dilediğini
temize çıkarır, hiç kimse de kıl kadar haksızlığa uğramış olmaz.**" (Nisa,
4:49)*
* **
**
**Mütevazı olan kimse "Ben mütevazı bir kişiyim" diyemez, ihlâslı olan kişi
de "Ben ihlâslı bir insanım" diyemeyeceği gibi...**
**Yine bir kimse, "Ben iyi bir adamım", "Ben hayırlı bir kimseyim" diyerek
kendini öne çıkaramaz, çıkarmaması gerekir.**
** **
**Bu açıdan "Ben temiz kalpli bir kişiyim, benim kimseye bir kötülüğüm yok"
gibi sözlerle bir insan kendini anlatamaz. Çünkü kim bu faziletleri
sahiplenerek dile getirirse, o faziletlerden yoksun olduğu ortaya çıkar.**
** **
**Kur'an'ın ifadesiyle, "**Siz kendinizi temize çıkarmayın. Kimin takva
sahibi olduğunu en iyi O bilir.**" (Necm, 53:32)**
**
**"Temize çıkmak" Allah katında hâlis ve takva sahibi bir kul olmak anlamına
geliyor. Bir insan takva sahibi olmaya çalışır, takva üzere bir hayat yaşar,
ama kimin gerçek anlamda muttaki olduğunu ancak Allah bilir. Bu da ancak
Allah'ın lütfu ve rahmeti sayesinde olur.**
** **
**"**Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, ebediyen hiçbiriniz temize
çıkamazdınız. Fakat Allah dilediğini temize çıkarır**" (Nur, 24:21) âyeti bu
gerçeği dile getirirken, insanın sahip olduğu bütün nimetlerin, manevî
hallerin, ahlakî üstünlüklerin bütünüyle Allah'ın bir ikramı ve ihsanı
olduğunu anlatıyor.**
** **
**Âlâ Suresi'nde ise, "**Temize çıkan kurtuluşa erdi**" âyetinin devamında,
"**Rabbinin adının anıp namaz kılan**" âyeti gelir ki, gerçek anlamda
temizliğin iman ve namazdan geçtiği bildirilir.**
**
**Zaten Kur'an'da imanla birlikte namazın geçtiği, imanla namazın peş peşe,
yan yana bulunduğu birçok âyet vardır.**
** **
**Kalbin temizlenmesi, ruhun arınması, nefsin ıslahı ve insanın terakki
etmesi/yücelmesi imanla ve ibadetle mümkün olur.**
**
**Bazı kimseler, kalp temizliğini sadece, insanlar hakkında bir kötülük
düşünmemek yahut yardımsever olmak gibi basit bir çerçevede anlıyorlar.
Bununla da kalmayıp, insanlara iyi davranmakla, ibadet sorumluğundan
kurtulduklarını sanıyorlar. Bu düşünce, şeytanın bir oyunu ve tuzağıdır,
nefsin de bir aldatmacasıdır.**
** **
**Bu kişiler, namazında niyazında olan bazı kimselerin, İslam'ın ruhuna
aykırı düşen, başkalarına zarar veren davranışlarını tespit ediyorlar. Bunu
bahane ederek, "**Bak, bu kişiler namaz kıldıkları halde şu şu hataları da
yapıyorlar. Ben böyle bir ikilem içine girmektense, namazı hiç kılmam daha
iyi**" diyerek kendi namazsızlıklarını bir özür olarak öne sürebiliyorlar.**
** **
**Bir defa, farzlarda yorum yapmaya hiç gerek yoktur. Onlarda yanlış yorum
yapmaya ve gerçeği saptırmaya da kimsenin hakkı yoktur. Çünkü ortada yoruma
açık bir durum söz konusu değil. İnanan bir insanın yerine getirmesi gereken
en önemli ve en hayatî ibadet namazdır. Kendi tembelliğini, kendi ihmalini
bahane göstererek "kalp temizliğini" öne sürüp namazı gereksiz görmek bir
akıl mantık işi değildir.**
** **
**Karşınızda açlıktan kıvranan bir yoksul duruyor, hemen yanında da para
içinde yüzen zengin birisi. "**Bu adama niçin yardım etmiyorsun?**" diyecek
oluyorsunuz. O da "**Siz benim yardım etmediğime bakmayın, benim kalbim
şefkat dolu, merhamet dolu**" diye karşılık veriyor.**
** **
**Şefkat ve merhamet, kalbe ait birer güzelliktir. Fakat şefkat ve merhamet
ancak aç ve fakir insanlara yardım edince kendini gösterir.**
**
**İmanın da bu şekilde bir ortaya çıkışı vardır. Kalbin, Allah'ın emirlerine
itaat etmesi bir güzelliktir. Bu güzelliğin belirtisi ve ispatı ise
ibadettir.**
** **
**Kalplerinin temizliğini iddia ederek ibadetten kaçanların büyük çoğunluğu,
nefsine uyarak ruhlarını karartan ve maddeden başka bir şey görmeyen
insanlardır. **
**
**Bir insan, namaz kıldığı halde nefsini yenememişse, işlerini Rabbinin
emirlerine göre düzenleyememişse, bu adam namazın ruhuna erememiş demektir.
Ama o kul, bu hatasını namazı terk ederek tedavi edecek değildir. Bunun yolu
yine namazdan geçer. Bu adam namazını böylece kılmaya devam etse de, özlenen
o kemal noktaya varamadan ölse ne olur?**
** **
**Mahşerde, o büyük hesap gününde, namazının sevabı da tartılır, işlediği
hataların günahı da... Neticede, günahları galip gelse ve cehenneme gitse
de, sonunda yine cennete döner. Ama elbette oradaki makamı da o noksan
namazına uygun olacaktır.**
** **
**O mizanda, zerre kadar iyilik de kötülük de tartılacaktır. Biz, "kalbimiz
temiz" diyerek nefsimizi başköşeye oturtup başkalarının günahlarına
bakacağımıza, kendi noksanlarımızla ilgilensek ve onları tamamlamaya gayret
göstersek o gün daha kârlı çıkarız.**
** **
**Biz o âlemde, başkalarının hatası nispetinde değil, kendi sevabımız
miktarınca derece alacağız. Başkasının noksanlığı bizi yükseltmeyecek. Bu
dünyada bile onun misallerini yaşamıyor muyuz?**
**
**Bir meyveye elimiz erişmediği zaman, ayağımızın altına bir şeyler koyuyor
ve ona ulaşıyoruz. Yoksa boyu bizden daha kısa olanlara bakmakla midemize
bir şeyler gitmiyor.**
** **
**Geliniz, hayalen mahşere gidelim:**
**
**"**Günahkâr bir kimse ister ki o günün azabından (kurtulmak için)
oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran sülalesini ve
yeryüzünde kim varsa hepsini fidye olarak versin de tek kendisini kurtarsın.
**" (Mearic, 70:11-15)**
** **
**Şimdi bu âyetin sergilediği tabloyu birlikte seyredelim. En yakınlarımızı
bile feda etmemizin para etmeyeceği o meydanda, başkalarının kusurlu
oluşunun bize bir fayda sağlamayacağını iyice anlayalım.**
**
**Sonra dönelim dünyaya, kendimize gelelim. Kusurlarımızı görüp,
noksanlarımızı bilelim. "Senin kalbin temiz" diyerek bizi oyalamaya çalışan
ve ibadetten uzaklaştıran nefsimizi en büyük düşman tanıyalım. Onunla
çarpışalım. Zaman en büyük sermaye. Onu başkalarını tenkide değil, kendimizi
tekmile sarf edelim. (*)**
** **
**Bu açıdan namazı küçümser bir tavır içinde bulunmak insanı tehlikeye
götürür, imanını zedeler, dinî hayatını uçuruma sürükler. Zaman içinde
İslamî hassasiyeti de azalarak kendisini bütünüyle şeytana bir oyuncak
haline getirir*
* **
*
*
*
*
*
*
*
* **
*
*Ezan, bir şehrin ufuklarında yankılandığında, şehrin biçimsizliği**
**ortadan kalkar; sokaklar, caddeler, meydanlar, duvarlar Kâbe'nin**
**eteğine doğru savrulur. Sanki sesten ötürü bir Kâbe inşa edilir**
** kulakların eşiğinde.(SENAİ DEMİRCİ)**
**http://gulask20.blogspot.com* <http://gulask20.blogspot.com>*
**http://gulask.milletmeclisi.**com* <http://gulask.milletmeclisi.com>