Google Mail Kalender Text & Tabellen Reader Web Mehr »
Kürzlich besuchte Gruppen | Hilfe | Anmelden
Google Groups-Startseite
İMAN-KÜFÜR MUVAZENELERİNDEN DERSLER-24-ALTINCI SÖZ(DEVAMI)
Gegenwärtig gibt es mehrere Themen in dieser Gruppe, die zuerst angezeigt werden sollen. Damit dieses Thema zuerst angezeigt werden kann, muss diese Option bei einem anderen Thema entfernt werden.
Bei der Bearbeitung Ihrer Anfrage ist ein Fehler aufgetreten. Versuchen Sie es erneut.
Kennzeichnen
  1 Nachricht - Alle ausblenden  -  Alles übersetzen in die Sprache: Übersetzt (alle Originale anzeigen)
Bei der Gruppe, für die Sie eine Mitteilung verfassen, handelt es sich um eine Usenet-Gruppe. Wenn Sie in dieser Gruppe Nachrichten posten, ist Ihre E-Mail-Adresse für jeden im Internet sichtbar
Ihre Antwort wurde nicht gesendet.
Ihre Nachricht wird angezeigt, nachdem sie von den Prüfern genehmigt wurde.
 
Von:
An:
Cc:
Nachtrag zu:
Cc hinzufügen | Nachtrag hinzufügen zu | Betreff bearbeiten
Betreff:
Bestätigung:
Geben Sie zur Bestätigung die im folgenden Bild angezeigten Zeichen oder die durchgesagten Zahlen ein, indem Sie auf das Eingabesymbol klicken. Hören Sie zu und geben Sie die gehörten Zahlen ein
 
Erhan Patlak  
Profil anzeigen   Übersetzen in die Sprache: Übersetzt (Original anzeigen)
 Weitere Optionen 8 Feb., 19:19
Von: "Erhan Patlak" <erhanpatla...@gmail.com>
Datum: Mon, 8 Feb 2010 20:19:30 +0200
Lokal: Mo 8 Feb. 2010 19:19
Betreff: İMAN-KÜFÜR MUVAZENELERİNDEN DERSLER-24-ALTINCI SÖZ(DEVAMI)

              İMAN-KÜFÜR MUVAZENELERİNDEN DERSLER

7.4.ALTINCI SÖZ(DEVAMI)

Üçüncü kâr: Her âzâ ve hasselerin kıymeti birden bine çıkar. Meselâ akıl bir alettir. Eğer Cenâb-ı Hakka satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan, öyle meş'um ve müz'iç ve muacciz bir alet olur ki, geçmiş zamanın âlâm-ı hazinanesini ve gelecek zamanın ehvâl-i muhavvifanesini senin bu biçare başına yükletecek; yümünsüz ve muzır bir alet derekesine iner. İşte bunun içindir ki, fâsık adam, aklın iz'aç ve tacizinden kurtulmak için, galiben ya sarhoşluğa veya eğlenceye kaçar. Eğer Mâlik-i Hakikîsine satılsa ve Onun hesabına çalıştırsan, akıl öyle tılsımlı bir anahtar olur ki, şu kâinatta olan nihayetsiz rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini açar. Ve bununla sahibini saadet-i ebediyeye müheyya eden bir mürşid-i Rabbânî derecesine çıkar.
Meselâ göz bir hassedir ki, ruh bu âlemi o pencere ile seyreder. Eğer Cenâb-ı Hakka satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan, geçici, devamsız bazı güzellikleri, manzaraları seyirle şehvet ve heves-i nefsaniyeye bir kavvad derekesinde bir hizmetkâr olur. Eğer gözü, gözün Sâni-i Basîrine satsan ve Onun hesabına ve izni dairesinde çalıştırsan, o zaman şu göz, şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir mütalâacısı ve şu âlemdeki mucizât-ı san'at-ı Rabbaniyenin bir seyircisi ve şu küre-i arz bahçesindeki rahmet çiçeklerinin mübarek bir arısı derecesine çıkar.
Meselâ dildeki kuvve-i zâikayı Fâtır-ı Hakîmine satmazsan, belki nefis hesabına, mide namına çalıştırsan, o vakit midenin tavlasına ve fabrikasına bir kapıcı derekesine iner, sukut eder. Eğer Rezzâk-ı Kerîme satsan, o zaman dildeki kuvve-i zâika, rahmet-i İlâhiye hazinelerinin bir nâzır-ı mâhiri ve kudret-i Samedâniye matbahlarının bir müfettiş-i şâkiri rütbesine çıkar.
İşte, ey akıl, dikkat et! Meş'um bir alet nerede, kâinat anahtarı nerede? Ey göz, güzel bak! Adi bir kavvad nerede, kütüphane-i İlâhînin mütefennin bir nâzırı nerede? Ve ey dil, iyi tat! Bir tavla kapıcısı ve bir fabrika yasakçısı nerede, hazine-i hassa-i rahmet nâzırı nerede?
Ve daha bunlar gibi başka aletleri ve âzâları kıyas etsen anlarsın ki, hakikaten mü'min Cennete lâyık ve kâfir Cehenneme muvafık bir mahiyet kesb eder. Ve onların herbiri öyle bir kıymet almalarının sebebi, mü'min imanıyla Hâlıkının emanetini Onun namına ve izni dairesinde istimal etmesidir. Ve kâfir hıyanet edip nefs-i emmâre hesabına çalıştırmasıdır.

Lügatler :

âlâm-ı hazinane : hüzün veren elemler, acılar
âlem : dünya
âlem-i bekà : sonsuz ve kalıcı olan âhiret âlemi
âlem-i berzah : dünya ile âhiret arasındaki kabir âlemi
âzâ : organ
bâkî : kalıcı, sürekli
bekà bulmak : kalıcı ve sürekli hâle gelmek
biçare : çaresiz
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah
define : hazine, gizli servet
dereke : aşağı derece
ehval-i muhavvifane : dehşetli korkular
fânî : geçici, ölümlü
fâsık : günahkâr
fena bulmak : yok olmak

galiben : çoğunlukla

Fâtır-ı Hakîm : herşeyi hikmetle ve harika üstün sanatıyla yaratan Allah
hakikaten : gerçekten
hasse : duyu

Hâlık : herşeyi yoktan yaratan Allah

hazine-i hassa-i rahmet nâzırı : İlahi rahmetin çok özel hazinelerinin gözlemcisi )

hıyanet : ihanet, hainlik
hikmet : herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması
ibkà etmek : kalıcı ve sürekli hale getirmek
inkılab etmek : dönüşmek

istimal etmek : kullanmak
iz'âç : sıkıntı, rahatsızlık
kâinat : evren, yaratılmış herşey

kâfir : inanmayan, inkâr eden

kavvad : kötü ve çirkin işler için yol gösterici
Kayyûm-u Bâki : sürekli hayat sahibi olan ve herşeyi her an ayakta tutan Allah

kesb etmek : kazanmak

kitab-ı kebîr-i kainat : büyük kâinat kitabı

kıyas etmek : karşılaştırmak

kudret-i Samedaniye matbahları : rızıkların İlâhî kudretle olgunlaştırıldığı mutfaklar
kuvve-i zaika : tad almaduygusu

küre-i arz : yerküre, dünya
kütüphane-i İlâhî : İlâhi kütüphane, kâinat
Mâlik-i Hakikî : herşeyin gerçek sahibi olan Allah

matbah : kazan

mahiyet : özellik, nitelik
meş'um : kötü, uğursuz
muacciz : sıkıcı, rahatsız edici

mu'cizât-ı san'at-ı Rabbaniye : Allah'ın san'at mucizeleri
muharebe : savaş
mûnis : dost, canayakın

muvafık : layık, uygun
muzır : zararlı

mü'min : imanlı, Allah'a inanan

müfettiş-i şâkir : şükreden denetleyici
müheyyâ eden : hazırlayan
mürşid-i Rabbânî : Allah'a yönelten yol gösterici

mütefennin : bilgili, fen ilimlerine sahip
müz'iç : sıkıntı veren

mütalaacı : etraflıca inceleyip düşünen
mütefennin : bilgili, fen ilimlerine sahip

nam : ad

nâzır : gözlemci
nâzır-ı mâhir : becerikli gözlemci
nefis : insanı daima kötülüğe, maddî zevk ve isteklere sevk eden güç

nefs-i emmâre : insanı daima kötülüğe, yasak zevk ve isteklere teşvik eden duygu
nihayetsiz : sonsuz
ömr-ü zail : geçici ömür
rahmet : şefkat, merhamet

rahmet-i İlâhiye : Allah'ın rahmeti, şefkat ve merhameti

Rezzak-ı Kerim : bütün yaratılmışların rızıklarını veren ve pek büyük ikram sahibi olan Allah
Sâni-i Basîr : herşeyi gören ve sanatla yaratan Allah
saadet : mutluluk
saadet-i ebediye : sonsuz mutluluk
sadâ-yı Kur'ân : Kur'ân'ın sesi
sahib-i hakiki : gerçek sahip
sarf edilmek : harcanmak
semâvî : vahiyle gelen, İlâhî
suret : şekil

sukut etmek : düşmek

tavla : ahır
taciz : rahatsız etme
tebdil etmek : değiştirmek
tılsım : sır, gizem
yümün : uğur, bereket
zahiren : görünüşte
Zât-ı Zülcelâl : sonsuz haşmet ve yücelik sahibi Zât, Allah
ziyadar : ışıklı


    Weiterleiten  
Sie müssen sich anmelden, bevor Sie Nachrichten veröffentlichen können.
Bevor Sie eine Nachricht posten können, müssen Sie zunächst dieser Gruppe beitreten.
Bitte aktualisieren Sie vor dem Posten in den Abonnementeinstellungen Ihren Spitznamen.
Sie haben nicht die erforderliche Berechtigung zum Posten.
Ende der Nachrichten
« Zurück zu Diskussionen « Neueres Thema     Älteres Thema »

Eine Gruppe erstellen - Google Groups - Google-Startseite - Nutzungsbedingungen - Datenschutzbestimmungen
©2010 Google